Artık hepimiz adını biliyoruz. Beklenmedik bir şekilde hayatımıza girdi ve yavaş yavaş onunla öğrenmeye başlıyoruz. COVID-19, Mart ayının ilk haftalarında ülkemizde kendini gösterdiğinden beri, her birimizin günlük hayatlarındaki akış bir şekilde değişti ve şimdi yeni bir düzende işlerimizi, hayatlarımızı, alışkanlıklarımızı devam ettiriyoruz. Önümüzde, hayatı normalleştirme uygulamalarını devreye sokacağımız bir dönem bizleri bekliyor. Peki, liderler olarak bu noktada biz neler yapabiliriz? Bu yazımızda sizlere 4 başlıkla özetlemek istedik.

Ana Damarlarımız: Ekipler

Salgın döneminde çoğumuz evlere çekilmiş ve işlerimizi buradan yönetir haldeyiz. Ve belki bir süre daha bu şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Kalabalık  ekiplerde projelerin aynı hatta belki daha çok verimle yönetilmeye devam etmesi için neler yapabiliriz?

  • Ekipteki herkesin sorumluluğunu bildiğinden emin olun. Ekip lideri olarak hedefleri ve beklentileri net bir şekilde ifade edin, ve projede herkesin sorumlu olduğu konuyu doğru şekilde anlamasını sağlayın.
    Önceliklendirmenizi doğru şekilde yapın ve planlayın.
  • Çalışanların ve ailelerinin sağlık durumlarını düzenli bir şekilde takip edin.
  • Ekip içindeki iletişimi ve takibi kolaylaştırmak için Slack, Trello, Asana gibi bulut tabanlı uygulamalardan yararlanın.
  • Duygusal sağlığımızı ve ekip ruhunu korumak için iş dışında bir araya gelerek online aktivitelerde bulunun. Ekip arkadaşlarınızla düzenli olarak iletişime geçerek onlara destek olun.
  • Ekibin beklentilerini anlamak, mevcut gidişatı değerlendirmek ve iyileştirmeler yapmak adına anketler düzenleyin, geri bildirimler alın.
Müşterilerle İletişim

İçinde bulunduğumuz süreç zorlu fakat elbette bunun da bir sonu gelecek. Bu mücadeleden hem kendi içinde hem de müşterileriyle iletişimlerini sağlıklı şekilde devam ettiren ve birbirlerinin yanında olduklarını hissettiren işletmeler kazançlı çıkacak. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz süreç müşteri deneyimlerimizi ve ilişkilerimizi sağlamlaştırmak, edindiğimiz ilişkiyi sonraki süreçte de devam ettirebilmek adına bir fırsat aynı zamanda.

  • Müşterilerinizle haftalık olarak iletişim kurarak bu süreci nasıl geçirdiklerini, onlara hangi konularda destek olabileceğinizi sorun. Bu iletişim salgın sonrası süreçte olumlu hatırlanmanızı sağlayacaktır.
  • Yeni iş birlikleri edinin. Diğer markalarla iletişime geçin. Birlikte müşterilerinize fayda sağlayabilecek neler yapabileceğinizi araştırın. Bu şekilde ortak kampanyalar ve projeler ortaya çıkartabilirsiniz.
  • Müşterileriniz arasında birbirlerine özel teklifler sunabilecekleri iletişim ağı yaratın. Bu şekilde işlerini kolaylaştırabilecekleri teklif ve olanaklara erişebilmelerine öncülük edin.
  • Müşterilerinize kolaylık sağlayın ve onların yanında olduğunuzu gösterin.
  • Ürün ya da hizmet gruplarında indirimler ve promosyonlar düzenlemek bunun için iyi bir yöntem olabilir.
Analizler ve Yeni Planlar

Her bir işletmenin yapısı diğerinden farklı. Bazıları tedarik zincirinde aktif olarak faaliyet gösterirken bazıları e-ticaret bazıları da SAAS modelinde işlerini yürütüyor. İşletmeler hem çalışma modelleri hem de içinde bulundukları sektörler farklı şekillerde etkilemiş durumda.

  • Gelir ve gider analizleri yapın ve riskleri değerlendirin. Likiditeyi azaltabilecek ve finansalları etkileyebilecek durumları gözden geçirin.
  • Üretime başlanması ile birlikte oluşacak taleple ilgili hesaplar yapın ve tedarik zincirinizi buna göre planlayın.
  • Yeni oluşan alışveriş trendlerini takip edin ve belli kategori, ürün ve hizmetlerde artabilecek taleplere karşı önlemlerinizi alın. (Örneğin; e-ticaret sektöründe artan ve azalan trendler gibi) 
  • Müşteri taleplerindeki değişikliğe bağlı olarak satış ve pazarlama planları oluşturun.
  • Online ve çoklu kanallara olan yatırımlarınızı artırın.
Öğrenimlerle Yola Devam

COVID-19’un hayatımıza girmesiyle şimdiye kadar alışageldiğimiz çalışma teknikleri bir anda değişti ve biz de buna iyi ya da kötü uyum sağlamak zorunda kaldık. Ve belki farkında bile olmadan süreç biraz da bizi mecbur bıraktığı için 2 kavramı çalışma şekillerimize adapte etmiş olduk.

Bunlardan biri ‘agile’ olarak tanımladığımız daha çevik bir çalışma modeline geçiş oldu. Bir diğeri de teknolojiye olan yatırımın önemi.

Edindiğimiz bu iki öğrenimi yeni ‘normal’ olarak tanımladığımız düzenimizde de devam ettirebilirsek ve krizler oldukça daha kolay üstesinden gelmeyi başarabiliriz.

 

Fiziksel olarak ayrı olsak da dijital çözümler aracılığıyla birbirimize bağlıyız. Hem kendi içimizde hem müşterilerimizle iletişime devam ediyoruz. İçinde bulunduğumuz kaynakları kullanarak bu süreci en verimli şekilde atlatmak dileğiyle.

Sağlıkla kalın.